Prev  

29. Surah Al-'Ankabût سورة العنكبوت

  Next  



Ayah  29:1  الأية
    +/- -/+  
بِسْم ِ اللهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Ayah  29:2  الأية
    +/- -/+  
أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
Turkish
 
Insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "Iman ettik" demeleriyle birakilivereceklerini mi sandilar?

Ayah  29:3  الأية
    +/- -/+  
وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۖ فَلَيَعْلَمَنَّ اللهُ الَّذِينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبِينَ
Turkish
 
Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmisizdir. Elbette Allah, dogrulari ortaya çikaracak, yalancilari da mutlaka ortaya koyacaktir.

Ayah  29:4  الأية
    +/- -/+  
أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ أَن يَسْبِقُونَا ۚ سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ
Turkish
 
Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandilar? Ne kadar kötü (ve yanlis) hüküm veriyorlar!

Ayah  29:5  الأية
    +/- -/+  
مَن كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ اللهِ فَإِنَّ أَجَلَ اللهِ لَآتٍ ۚ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Turkish
 
Her kim Allah'a kavusmayi umuyorsa bilsin ki, Allah'in tayin ettigi o vakit elbette gelecektir. O her seyi isiten ve bilendir.

Ayah  29:6  الأية
    +/- -/+  
وَمَن جَاهَدَ فَإِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ ۚ إِنَّ اللهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ
Turkish
 
Cihad eden ancak kendisi için cihad etmis olur. Süphesiz Allah, lemlerden müstagnidir.

Ayah  29:7  الأية
    +/- -/+  
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ
Turkish
 
Iman edip iyi isler yapanlarin kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptiklarinin daha güzeli ile karsilik veririz.

Ayah  29:8  الأية
    +/- -/+  
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا ۖ وَإِن جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا ۚ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Turkish
 
Biz insana, ana babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (körü körüne) bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüsünüz ancak banadir. O zaman, size yapmis olduklarinizi haber verecegim.

Ayah  29:9  الأية
    +/- -/+  
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِحِينَ
Turkish
 
Iman edip iyi isler yapanlari, muhakkak salihler (zümresi) içine katariz.

Ayah  29:10  الأية
    +/- -/+  
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ آمَنَّا بِاللهِ فَإِذَا أُوذِيَ فِي اللهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللهِ وَلَئِن جَاءَ نَصْرٌ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ ۚ أَوَلَيْسَ اللهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِي صُدُورِ الْعَالَمِينَ
Turkish
 
Insanlardan kimi vardir ki, "Allah'a inandik" der; fakat Allah ugrunda eziyete ugratildigi zaman, insanlarin iskencesini Allah'in azabi gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardim gelecek olsa, mutlaka, "Dogrusu biz de sizinle beraberdik" derler. Acaba Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen degil midir?

Ayah  29:11  الأية
    +/- -/+  
وَلَيَعْلَمَنَّ اللهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِقِينَ
Turkish
 
Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir.

Ayah  29:12  الأية
    +/- -/+  
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا اتَّبِعُوا سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْ وَمَا هُم بِحَامِلِينَ مِنْ خَطَايَاهُم مِّن شَيْءٍ ۖ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Turkish
 
Kfirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarinizi biz yüklenelim" derler. Halbuki onlarin hiçbir günahini yüklenecek degillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.

Ayah  29:13  الأية
    +/- -/+  
وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًا مَّعَ أَثْقَالِهِمْ ۖ وَلَيُسْأَلُنَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Turkish
 
(Fakat gerçek su ki) elbette kendi yüklerini, kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (baskalarini saptirmanin vebalini) tasiyacaklar ve uydurup durduklari seylerden kiyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.

Ayah  29:14  الأية
    +/- -/+  
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ
Turkish
 
Andolsun ki Nuh'u kendi kavmine gönderdik de, o dokuz yüz elli yil onlarin arasinda kaldi. Sonunda, onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayiverdi.

Ayah  29:15  الأية
    +/- -/+  
فَأَنجَيْنَاهُ وَأَصْحَابَ السَّفِينَةِ وَجَعَلْنَاهَا آيَةً لِّلْعَالَمِينَ
Turkish
 
Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardik ve bunu lemlere bir ibret yaptik.

Ayah  29:16  الأية
    +/- -/+  
وَإِبْرَاهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللهَ وَاتَّقُوهُ ۖ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Turkish
 
Ibrahim'i de gönderdik. O kavmine söyle demisti: "Allah'a kulluk edin, O'na karsi gelmekten sakinin. Eger bilmis olsaniz bu sizin için daha hayirlidir."

Ayah  29:17  الأية
    +/- -/+  
إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللهِ أَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا ۚ إِنَّ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِندَ اللهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُ ۖ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Turkish
 
"Siz Allah'i birakip sadece birtakim putlara tapiyor, asilsiz sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'i birakip da taptiklariniz, size rizik veremezler. O halde rizki Allah katinda arayin. O'na kulluk edin. Ancak O'na döndürüleceksiniz."

Ayah  29:18  الأية
    +/- -/+  
وَإِن تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبْلِكُمْ ۖ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
Turkish
 
Eger (size teblig edileni) yalan sayarsaniz, bilin ki sizden önceki birçok milletler de yalan saymislardi. Peygambere düsen yalniz açik bir tebligdir.

Ayah  29:19  الأية
    +/- -/+  
أَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى اللهِ يَسِيرٌ
Turkish
 
Allah'in mahlukunu ilk bastan nasil yarattigini, sonra bunu tekrarladigini görmediler mi? Süphesiz bu, Allah'a göre kolaydir.

Ayah  29:20  الأية
    +/- -/+  
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ۚ ثُمَّ اللهُ يُنشِئُ النَّشْأَةَ الْآخِرَةَ ۚ إِنَّ اللهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Turkish
 
De ki: "Yeryüzünde gezip dolasin da, Allah ilk bastan nasil yaratmis bakin. Iste Allah bundan sonra (ayni sekilde) ahiret hayatini da yaratacaktir." Gerçekten Allah her seye kadirdir.

Ayah  29:21  الأية
    +/- -/+  
يُعَذِّبُ مَن يَشَاءُ وَيَرْحَمُ مَن يَشَاءُ ۖ وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ
Turkish
 
O, diledigine azab eder, diledigine rahmet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

Ayah  29:22  الأية
    +/- -/+  
وَمَا أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ ۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Turkish
 
Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'i) aciz birakamazsiniz. Allah'tan baska bir dost ve yardimci da bulamazsiniz.

Ayah  29:23  الأية
    +/- -/+  
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ اللهِ وَلِقَائِهِ أُولَٰئِكَ يَئِسُوا مِن رَّحْمَتِي وَأُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Turkish
 
Allah'in yetlerini ve O'na kavusmayi inkr edenler var ya, iste onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmislerdir ve onlar için acikli bir azab vardir.

Ayah  29:24  الأية
    +/- -/+  
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنجَاهُ اللهُ مِنَ النَّارِ ۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Turkish
 
Kavminin (Ibrahim'e) cevabi ise, "Onu öldürün, yahut yakin!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu atesten kurtardi. Dogrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardir.

Ayah  29:25  الأية
    +/- -/+  
وَقَالَ إِنَّمَا اتَّخَذْتُم مِّن دُونِ اللهِ أَوْثَانًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّاصِرِينَ
Turkish
 
(Ibrahim onlara) dedi ki: "Siz, sirf aranizdaki dünya hayatina has muhabbet ugruna Allah'i birakip birtakim putlar edindiniz. Sonra kiyamet günü (geldiginde) ise, kiminiz kiminizi tanimayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacaginiz yer cehennemdir. Ve hiç yardimciniz da yoktur."

Ayah  29:26  الأية
    +/- -/+  
فَآمَنَ لَهُ لُوطٌ ۘ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّي ۖ إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Turkish
 
Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti. (Ibrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edecegim. Süphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."

Ayah  29:27  الأية
    +/- -/+  
وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَآتَيْنَاهُ أَجْرَهُ فِي الدُّنْيَا ۖ وَإِنَّهُ فِي الْآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
Turkish
 
O'na Ishak ve Yakub'u bagisladik. Peygamberligi ve kitaplari, onun soyundan gelenlere verdik. Onu dünyada mükafatlandirdik. Süphesiz o, ahirette de salihler (zümresin)dendir.

Ayah  29:28  الأية
    +/- -/+  
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ الْعَالَمِينَ
Turkish
 
Lut'u da gönderdik. O kavmine demisti ki: "Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadigi bir hayasizligi yapiyorsunuz!"

Ayah  29:29  الأية
    +/- -/+  
أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِي نَادِيكُمُ الْمُنكَرَ ۖ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللهِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
Turkish
 
"(Bu ilhî ikazdan sonra) siz, ille de erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve toplantilarinizda edepsizlik yapacak misiniz?" Kavminin cevabi ise, söyle demelerinden ibaret oldu: "Dogru söyleyenlerden isen Allah'in azabini getir bize!"

Ayah  29:30  الأية
    +/- -/+  
قَالَ رَبِّ انصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ
Turkish
 
(Lut:) "Ey Rabbim! Su fesatçilar güruhuna karsi bana yardim eyle" dedi.

Ayah  29:31  الأية
    +/- -/+  
وَلَمَّا جَاءَتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَىٰ قَالُوا إِنَّا مُهْلِكُو أَهْلِ هَٰذِهِ الْقَرْيَةِ ۖ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا ظَالِمِينَ
Turkish
 
Elçilerimiz Ibrahim'e (iki ogul verecegimize dair) müjdeyi getirdiklerinde söyle dediler: "Biz bu memleket halkini helak edecegiz. Çünkü oranin halki zalim kimselerdir."

Ayah  29:32  الأية
    +/- -/+  
قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا ۚ قَالُوا نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا ۖ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Turkish
 
(Ibrahim) dedi ki: "Ama orada Lut var!" Söyle cevap verdiler: "Biz orada kimlerin bulundugunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracagiz. Yalniz karisi müstesna; o geride (azabda) kalacaklar arasindadir. "

Ayah  29:33  الأية
    +/- -/+  
وَلَمَّا أَن جَاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ ۖ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا امْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Turkish
 
Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar hakkinda tasalandi. Ve onlar(i düsünmesi) sebebiyle takatten düstü. O'na: "Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de, aileni de kurtaracagiz. Yalniz (azabda) kalacaklar arasinda bulunan karin müstesna" dediler.

Ayah  29:34  الأية
    +/- -/+  
إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰ أَهْلِ هَٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
Turkish
 
"Biz süphesiz bu memleket halkinin üzerine, yoldan çikmalarina karsilik (feci) bir azab indirecegiz."(dediler).

Ayah  29:35  الأية
    +/- -/+  
وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَا آيَةً بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Turkish
 
Andolsun ki biz, aklini kullanacak bir kavim için oradan apaçik bir ibret nisanesi birakmisizdir.

Ayah  29:36  الأية
    +/- -/+  
وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللهَ وَارْجُوا الْيَوْمَ الْآخِرَ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
Turkish
 
Medyen'e de kardesleri Suayb'i gönderdik ve Suayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe ümit baglayin, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karisiklik çikarmayin!" dedi.

Ayah  29:37  الأية
    +/- -/+  
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ
Turkish
 
Fakat onu yalancilikla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsinti yakalayiverdi ve yurtlarinda diz üstü çökekaldilar.

Ayah  29:38  الأية
    +/- -/+  
وَعَادًا وَثَمُودَ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَاكِنِهِمْ ۖ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَكَانُوا مُسْتَبْصِرِينَ
Turkish
 
Ad ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin için, (onlarin basina nelerin geldigi) oturduklari yerlerden apaçik anlasilmaktadir. Seytan onlara yaptiklari isleri güzel gösterip onlari dogru yoldan çikardi. Oysa bakip görebilecek durumdaydilar.

Ayah  29:39  الأية
    +/- -/+  
وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ ۖ وَلَقَدْ جَاءَهُم مُّوسَىٰ بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْأَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِقِينَ
Turkish
 
Karun'u, Firavun'u ve Hmn'i da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçik deliller getirmisti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamislardi. Halbuki (azabimizi asip ) geçebilecek degillerdi.

Ayah  29:40  الأية
    +/- -/+  
فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنبِهِ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ الْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا ۚ وَمَا كَانَ اللهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Turkish
 
Nitekim onlardan herbirini günahlari sebebiyle suç üstü yakaladik: Kiminin üzerine taslar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyor, asil onlar kendilerine yazik ediyorlardi.

Ayah  29:41  الأية
    +/- -/+  
مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللهِ أَوْلِيَاءَ كَمَثَلِ الْعَنكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا ۖ وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ ۖ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Turkish
 
Allah'tan baska dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümcegin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en çürügü süphesiz örümcek yuvasidir. Keske bilselerdi.

Ayah  29:42  الأية
    +/- -/+  
إِنَّ اللهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ ۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Turkish
 
Allah, onlarin kendisini birakipta hangi seye yalvardiklarini süphesiz ki bilir. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.

Ayah  29:43  الأية
    +/- -/+  
وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ ۖ وَمَا يَعْقِلُهَا إِلَّا الْعَالِمُونَ
Turkish
 
Iste biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onlari ancak bilenler düsünüp anlayabilir.

Ayah  29:44  الأية
    +/- -/+  
خَلَقَ اللهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ ۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
Turkish
 
Allah gökleri ve yeri hak olarak yaratti. Süphesiz bunda, iman edenler için bir nisane bulunmaktadir.

Ayah  29:45  الأية
    +/- -/+  
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ ۖ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ ۗ وَلَذِكْرُ اللهِ أَكْبَرُ ۗ وَاللهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
Turkish
 
Sana vahyedilen Kitabi oku ve namazi kil. Muhakkak ki namaz hayasizliktan ve kötülükten alikoyar. Allah'i anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptiklarinizi bilir.

Ayah  29:46  الأية
    +/- -/+  
وَلَا تُجَادِلُوا أَهْلَ الْكِتَابِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِلَّا الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ ۖ وَقُولُوا آمَنَّا بِالَّذِي أُنزِلَ إِلَيْنَا وَأُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَٰهُنَا وَإِلَٰهُكُمْ وَاحِدٌ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Turkish
 
Içlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilhimiz da, sizin ilhiniz da birdir ve biz O'na teslim olmusuzdur."

Ayah  29:47  الأية
    +/- -/+  
وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ ۚ فَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يُؤْمِنُونَ بِهِ ۖ وَمِنْ هَٰؤُلَاءِ مَن يُؤْمِنُ بِهِ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِآيَاتِنَا إِلَّا الْكَافِرُونَ
Turkish
 
(Resulüm!) Iste sana (önceki kitaplari tasdik eden) bu kitabi indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Sunlardan da ona iman eden nice kimseler vardir. Ayetlerimizi ancak kfirler bile bile inkr eder.

Ayah  29:48  الأية
    +/- -/+  
وَمَا كُنتَ تَتْلُو مِن قَبْلِهِ مِن كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمِينِكَ ۖ إِذًا لَّارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ
Turkish
 
Sen bundan önce, ne bir yazi okur, ne de elinle onu yazardin. Öyle olsaydi, batila uyanlar kusku duyarlardi.

Ayah  29:49  الأية
    +/- -/+  
بَلْ هُوَ آيَاتٌ بَيِّنَاتٌ فِي صُدُورِ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِآيَاتِنَا إِلَّا الظَّالِمُونَ
Turkish
 
Hayir, o (Kur'n), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçik yetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkr eder.

Ayah  29:50  الأية
    +/- -/+  
وَقَالُوا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَاتٌ مِّن رَّبِّهِ ۖ قُلْ إِنَّمَا الْآيَاتُ عِندَ اللهِ وَإِنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Turkish
 
"Ona Rabbinden (baskaca) mucize indirilmeli degil miydi?" derler. Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'in katindadir. Ben ise sadece apaçik bir uyariciyim."

Ayah  29:51  الأية
    +/- -/+  
أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَىٰ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Turkish
 
Sana indirdigimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ögüt vardir.

Ayah  29:52  الأية
    +/- -/+  
قُلْ كَفَىٰ بِاللهِ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا ۖ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۗ وَالَّذِينَ آمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللهِ أُولَٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Turkish
 
De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batila inanip inkr edenler var ya, iste ziyana ugrayacaklar onlardir.

Ayah  29:53  الأية
    +/- -/+  
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ ۚ وَلَوْلَا أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَاءَهُمُ الْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Turkish
 
Senden azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eger önceden tayin edilmis bir vade olmasaydi, azab elbette onlara gelip çatmisti. Fakat yine de, hiç farkina varmadiklari bir sirada o kendilerine mutlaka gelecektir.

Ayah  29:54  الأية
    +/- -/+  
يَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌ بِالْكَافِرِينَ
Turkish
 
(Evet) senden azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hiç süpheleri olmasin, kfirleri kusatacaktir.

Ayah  29:55  الأية
    +/- -/+  
يَوْمَ يَغْشَاهُمُ الْعَذَابُ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Turkish
 
O günde azap, onlari hem üstlerinden, hem ayaklarinin altindan saracak ve Allah (onlara), "Yaptiklarinizin cezasini tadin!" diyecektir.

Ayah  29:56  الأية
    +/- -/+  
يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ أَرْضِي وَاسِعَةٌ فَإِيَّايَ فَاعْبُدُونِ
Turkish
 
Ey iman eden kullarim! Süphesiz benim yarattigim yeryüzü genistir. O halde yalniz bana kulluk edin.

Ayah  29:57  الأية
    +/- -/+  
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۖ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Turkish
 
Her can ölümü tadacaktir. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

Ayah  29:58  الأية
    +/- -/+  
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ۚ نِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
Turkish
 
Iman edip güzel isler yapanlari, (evet) muhakkak ki onlari, altlarindan irmaklar akan ve içinde ebedî kalacaklari cennet kösklerine yerlestirecegiz. (Böyle iyi) isler yapanlarin mükafati ne güzeldir!

Ayah  29:59  الأية
    +/- -/+  
الَّذِينَ صَبَرُوا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Turkish
 
Ki onlar, sabretmis olup yalniz Rablerine güvenip dayanmaktadirlar.

Ayah  29:60  الأية
    +/- -/+  
وَكَأَيِّن مِّن دَابَّةٍ لَّا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ ۚ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Turkish
 
Nice hayvanlar var ki, rizkini (biriktirip yaninda) tasimiyor. Çünkü onlarin da, sizin de rizkinizi Allah veriyor. O, her seyi isitir ve bilir.

Ayah  29:61  الأية
    +/- -/+  
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللهُ ۖ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
Turkish
 
Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, günesi ve ayi buyrugu altinda tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasil (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?

Ayah  29:62  الأية
    +/- -/+  
اللهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَهُ ۚ إِنَّ اللهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Turkish
 
Allah, kullarindan diledigine rizki bol bol verir, diledigine de kisar. Süphesiz Allah, her seyi hakkiyla bilendir.

Ayah  29:63  الأية
    +/- -/+  
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ مِن بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللهُ ۚ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
Turkish
 
Andolsun ki onlara, "Gökten su indirip, onunla ölümünün ardindan yeryüzünü canlandiran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah'a mahsustur. Fakat çoklari akillarini kullanmazlar.

Ayah  29:64  الأية
    +/- -/+  
وَمَا هَٰذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ ۚ وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ ۚ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Turkish
 
Bu dünya hayati sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, iste asil hayat odur. Keske bilmis olsalardi.

Ayah  29:65  الأية
    +/- -/+  
فَإِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ
Turkish
 
Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalniz O'na has kilarak (ihlasla) Allah'a yalvarirlar. Fakat onlari salimen karaya çikarinca, bir bakarsin ki, (Allah'a) ortak kosmaktadirlar.

Ayah  29:66  الأية
    +/- -/+  
لِيَكْفُرُوا بِمَا آتَيْنَاهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Turkish
 
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve saf sürsünler bakalim! Ama yakinda bilecekler.

Ayah  29:67  الأية
    +/- -/+  
أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا آمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ ۚ أَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللهِ يَكْفُرُونَ
Turkish
 
Çevrelerinde insanlar kapilip götürülürken (öldürülürken, ya da esir edilirken), bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yaptigimizi görmediler mi? Hl batila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar?

Ayah  29:68  الأية
    +/- -/+  
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُ ۚ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَافِرِينَ
Turkish
 
Allah'a karsi yalan uyduran, yahut kendisine hak gelmisken onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kfirlere yer mi yok?

Ayah  29:69  الأية
    +/- -/+  
وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا ۚ وَإِنَّ اللهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ
Turkish
 
Ama bizim yolumuzda cihad edenleri, elbette kendi yollarimiza eristirecegiz. Hiç süphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.
 


© EsinIslam.Com Designed & produced by The Awqaf London. Please pray for us