« Prev

8. Surah Al-Anfâl سورة الأنفال

Next »



First Ayah   1   الأية الأولي
بِسْم ِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْأَنفَالِ ۖ قُلِ الْأَنفَالُ لِلَّهِ وَالرَّسُولِ ۖ فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ ۖ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Turkish
 
Sana ganimetlerin bölüstürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranizi düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.

Ayah   8:2   الأية
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Turkish
 
Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anildigi zaman yürekleri ürperir, yetleri okundugu zaman imanlarini arttirir. Ve bunlar yalnizca Rablerine tevekkül ederler.

Ayah   8:3   الأية
الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
Turkish
 
Onlar ki, namazi geregi gibi kilarlar ve kendilerine rizik olarak verdigimiz seylerden Allah yoluna harcarlar.

Ayah   8:4   الأية
أُولَٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا ۚ لَّهُمْ دَرَجَاتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Turkish
 
Iste gerçekten mümin olanlar onlardir. Onlara Rablerinin katinda dereceler vardir, bagislanma ve degerli rizik vardir.

Ayah   8:5   الأية
كَمَا أَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِن بَيْتِكَ بِالْحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ لَكَارِهُونَ
Turkish
 
Nitekim Rabbin seni, hak ugruna savasmak için evinden çikarmisti. Oysa müslümanlarin bir kismi o zaman bundan hoslanmamislardi.

Ayah   8:6   الأية
يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَمَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنظُرُونَ
Turkish
 
Ve gerçek, gün gibi açiga çiktiktan sonra bile seninle münakasaya devam etmislerdi; sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlardi.

Ayah   8:7   الأية
وَإِذْ يَعِدُكُمُ اللَّهُ إِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ أَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ اللَّهُ أَن يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرِينَ
Turkish
 
Iste o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureys ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacakti. Siz ise arzu ediyordunuz ki, sani ve serefi olmayan sey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, yetleriyle hakki yerine oturtmak ve kfirlerin arkasini kesmek istiyordu.

Ayah   8:8   الأية
لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ
Turkish
 
Ki, hakkin hak oldugunu tanitsin ve batili büsbütün yok etsin, varsin o günahkrlar istemesin.

Ayah   8:9   الأية
إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلْفٍ مِّنَ الْمَلَائِكَةِ مُرْدِفِينَ
Turkish
 
O vakit siz Rabbinizden yardim diliyordunuz. O da: "Ben iste ardarda bin melekle size yardim ediyorum" diye duanizi kabul buyurmustu.

Ayah   8:10   الأية
وَمَا جَعَلَهُ اللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ ۚ وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Turkish
 
Bunu da Allah size sirf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatissin diye yapmisti. Yoksa zafer ancak Allah katindandir. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir.

Ayah   8:11   الأية
إِذْ يُغَشِّيكُمُ النُّعَاسَ أَمَنَةً مِّنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُم مِّنَ السَّمَاءِ مَاءً لِّيُطَهِّرَكُم بِهِ وَيُذْهِبَ عَنكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلَىٰ قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الْأَقْدَامَ
Turkish
 
O sirada size, yine katindan bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardiriyordu, sizi temizlemek, seytanin vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarinizi saglam durdurmak için gökten üzerinize yagmur indiriyordu.

Ayah   8:12   الأية
إِذْ يُوحِي رَبُّكَ إِلَى الْمَلَائِكَةِ أَنِّي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذِينَ آمَنُوا ۚ سَأُلْقِي فِي قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْأَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ
Turkish
 
Iste o anda Rabbin meleklere söyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kfirlerin yüregine korku salacagim, hemen boyunlarinin üstüne vurun, parmaklarina, parmaklarina vurun".

Ayah   8:13   الأية
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ ۚ وَمَن يُشَاقِقِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Turkish
 
Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne karsi geldiler. Kim Allah'a ve Resulüne karsi gelirse, bilsin ki Allah'in azabi çok çetindir.

Ayah   8:14   الأية
ذَٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَأَنَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابَ النَّارِ
Turkish
 
Iste gördünüz ya, simdilik siz bunu tadin, su da kesindir ki, ahirette kfirlere cehennem azabi vardir.

Ayah   8:15   الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْأَدْبَارَ
Turkish
 
Ey iman edenler! Toplu olarak kfirlerle karsilastiginiz zaman, onlara arkalarinizi dönmeyin (kaçmayin).

Ayah   8:16   الأية
وَمَن يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُ إِلَّا مُتَحَرِّفًا لِّقِتَالٍ أَوْ مُتَحَيِّزًا إِلَىٰ فِئَةٍ فَقَدْ بَاءَ بِغَضَبٍ مِّنَ اللَّهِ وَمَأْوَاهُ جَهَنَّمُ ۖ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
Turkish
 
Böyle bir günde her kim onlara, tekrar dönüp çarpismak için geri çekilmek veya diger bir safta yeniden mevzilenmek hlleri disinda, arkasini dönerse, muhakkak Allah'dan bir gazaba ugramis olur ve varacagi yer cehennemdir, orasi da ne kötü bir akibettir.

Ayah   8:17   الأية
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ رَمَىٰ ۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلَاءً حَسَنًا ۚ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Turkish
 
Sonra onlari siz öldürmediniz, lkin Allah öldürdü. Attigin zaman da sen atmadin, lkin Allah atti. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Allah isitendir, bilendir.

Ayah   8:18   الأية
ذَٰلِكُمْ وَأَنَّ اللَّهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِرِينَ
Turkish
 
Gördünüz ya, Allah, kfirlerin kurdugu tuzagi iste böyle bosa çikarir.

Ayah   8:19   الأية
إِن تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَاءَكُمُ الْفَتْحُ ۖ وَإِن تَنتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ ۖ وَإِن تَعُودُوا نَعُدْ وَلَن تُغْنِيَ عَنكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْئًا وَلَوْ كَثُرَتْ وَأَنَّ اللَّهَ مَعَ الْمُؤْمِنِينَ
Turkish
 
Fetih istiyorsaniz, iste size fetih gelmistir, eger asiri gitmez de son verirseniz, hakkinizda daha hayirlidir. Yok eger dönerseniz, biz de döneriz. O vakit askeriniz çok da olsa size hiç bir sekilde fayda vermez. Iyi biliniz ki, Allah müminlerle beraberdir.

Ayah   8:20   الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَأَنتُمْ تَسْمَعُونَ
Turkish
 
Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Isitip durdugunuz halde onun emirlerinden yüz çevirmeyin!

Ayah   8:21   الأية
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
Turkish
 
Ve isitmedikleri halde "isittik" diyenler gibi olmayin!

Ayah   8:22   الأية
إِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِندَ اللَّهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ
Turkish
 
Çünkü yeryüzünde dolasan canlilarin Allah katinda en kötüsü anlamayan ve düsünmeyen sagirlarla dilsizlerdir.

Ayah   8:23   الأية
وَلَوْ عَلِمَ اللَّهُ فِيهِمْ خَيْرًا لَّأَسْمَعَهُمْ ۖ وَلَوْ أَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوا وَّهُم مُّعْرِضُونَ
Turkish
 
Allah onlarda hayir görseydi onlara isittirirdi, isittirseydi yine de aldirmaz arka dönerlerdi.

Ayah   8:24   الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ ۖ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Turkish
 
Ey iman edenler! Peygamber sizi, size hayat verecek seylere davet ettigi zaman, Allah'a ve Resul'e icabet edin. Ve bilin ki Allah, kisi ile kalbi arasina girer. Ve siz kesinkes O'nun huzurunda toplanacaksiniz.

Ayah   8:25   الأية
وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَّا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنكُمْ خَاصَّةً ۖ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Turkish
 
Ve öyle bir fitneden sakinin ki, içinizden yalnizca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'in cezasi siddetlidir.

Ayah   8:26   الأية
وَاذْكُرُوا إِذْ أَنتُمْ قَلِيلٌ مُّسْتَضْعَفُونَ فِي الْأَرْضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَآوَاكُمْ وَأَيَّدَكُم بِنَصْرِهِ وَرَزَقَكُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Turkish
 
Düsünün ve hatirlayin o zamanlari ki, hani bir vakitler siz yeryüzünde güçsüzdünüz, hor görülen bir azinliktiniz. Insanlarin sizi hirpalamasindan korkuyordunuz, öyle iken O, sizi barindirdi ve sizi yardimiyla destekleyip güçlendirdi ve sükretmeniz için temizlerinden rizik verdi.

Ayah   8:27   الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَخُونُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُوا أَمَانَاتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Turkish
 
Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'e hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi emanetlerinize hiyanet etmis olmayasiniz.

Ayah   8:28   الأية
وَاعْلَمُوا أَنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ اللَّهَ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Turkish
 
Ve iyi biliniz ki, mallariniz ve evlatlariniz birer imtihan aracindan baska birsey degildir. Allah katinda büyük ecir vardir.

Ayah   8:29   الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَتَّقُوا اللَّهَ يَجْعَل لَّكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ
Turkish
 
Ey iman edenler! Allah'a karsi gelmekten sakinirsaniz, O, size bir furkan (hakki batildan ayirdedecek bir anlayis) verir ve günahlarinizi örtbas eder, sizi bagislar. Allah büyük lütuf sahibidir.

Ayah   8:30   الأية
وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ ۚ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
Turkish
 
Hani bir vakitler, o kfirler, seni tutup baglamak veya öldürmek veya sürüp çikarmak için sana tuzak kuruyorlardi da, onlar tuzak kurarken Allah da karsiliginda tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzaklarin en hayirlisini kurar.

Ayah   8:31   الأية
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا قَالُوا قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَاءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَا ۙ إِنْ هَٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
Turkish
 
Onlara yetlerimiz okundugu zaman, "isittik, dilersek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden baska bir sey degildir" diyorlardi.

Ayah   8:32   الأية
وَإِذْ قَالُوا اللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ السَّمَاءِ أَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Turkish
 
Bir vakit de, "Ey Allah, eger bu Senin katindan gelmis bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taslar yagdir veya bize daha aci bir azap ver" demislerdi.

Ayah   8:33   الأية
وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ ۚ وَمَا كَانَ اللَّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Turkish
 
Halbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azab edecek degildi. Istigfar ettikleri sürece de Allah onlara azab edecek degildir.

Ayah   8:34   الأية
وَمَا لَهُمْ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللَّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُوا أَوْلِيَاءَهُ ۚ إِنْ أَوْلِيَاؤُهُ إِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Turkish
 
Simdi ise Allah'in kendilerine azab etmemesi için neleri var ki? Oysa Mescid-i Haram'dan menediyorlar. Üstelik onun hizmetine ehil kisiler de degiller. Çünkü onun hizmetine ehil olanlar ancak müttakilerdir. Lkin çogu bunu bilmezler.

Ayah   8:35   الأية
وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِندَ الْبَيْتِ إِلَّا مُكَاءً وَتَصْدِيَةً ۚ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Turkish
 
Kbe huzurunda onlarin dualari ise islik çalip el çirpmaktan baska birsey degildir. O halde inkrinizdan (ve nankörlügünüzden) dolayi bu azabi tadin bakalim.

Ayah   8:36   الأية
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ ۚ فَسَيُنفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ ۗ وَالَّذِينَ كَفَرُوا إِلَىٰ جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ
Turkish
 
Mallarini, Allah yolundan engellemek için sarfeden o kfirler, hiç süphesiz yine onu sarfedecekler. Varsin sarfetsinler, sonra o yüreklerine inen bir aci olacak, sonra da maglup olacaklar. Zaten kfirler toplanip cehenneme gönderilecekler.

Ayah   8:37   الأية
لِيَمِيزَ اللَّهُ الْخَبِيثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَبِيثَ بَعْضَهُ عَلَىٰ بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَمِيعًا فَيَجْعَلَهُ فِي جَهَنَّمَ ۚ أُولَٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Turkish
 
Allah, murdari temizden ayirdetmek için ve bir de murdar kismini birbiri üzerine bindirip hepsini bir araya getirmek ve topunu birden cehenneme koymak için böyle yapar. Iste bunlar o hüsran içinde kalanlarin ta kendileridir.

Ayah   8:38   الأية
قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا إِن يَنتَهُوا يُغْفَرْ لَهُم مَّا قَدْ سَلَفَ وَإِن يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْأَوَّلِينَ
Turkish
 
O kfirlere de ki: Eger bu ise son verirlerse daha önce yaptiklari bagislanacak. Yok yine karsi koymaya baslar, isyana dönerlerse, önceki ümmetlere uygulanan kurallar kendilerine de uygulanacak. (Artik o ilhî uygulamayi beklesinler.)

Ayah   8:39   الأية
وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ ۚ فَإِنِ انتَهَوْا فَإِنَّ اللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Turkish
 
Ortalikta fitne kalmayip, din tamamiyla Allah'in dini oluncaya kadar onlarla savasin. Eger vazgeçerlerse muhakkak ki, Allah yaptiklarini görür.

Ayah   8:40   الأية
وَإِن تَوَلَّوْا فَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ مَوْلَاكُمْ ۚ نِعْمَ الْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ النَّصِيرُ
Turkish
 
Yok vazgeçmez de tekrar eskiye dönerlerse artik bilin ki, Allah sizin yardimcinizdir. O ne güzel mevla, ne güzel yardimcidir.

Ayah   8:41   الأية
وَاعْلَمُوا أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَيْءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ إِن كُنتُمْ آمَنتُم بِاللَّهِ وَمَا أَنزَلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ ۗ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Turkish
 
Sunu da biliniz ki, ganimet olarak aldiginiz her hangi bir seyden beste biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakinligi olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmislara aittir. Eger siz Allah'a iman etmis, hak ile batilin ayrildigi o gün, iki ordunun karsi karsiya geldigi o (Bedir) günü kulumuza indirdigimiz yetlere iman getirmis iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herseye kdirdir.

Ayah   8:42   الأية
إِذْ أَنتُم بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُم بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوَىٰ وَالرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ ۚ وَلَوْ تَوَاعَدتُّمْ لَاخْتَلَفْتُمْ فِي الْمِيعَادِ ۙ وَلَٰكِن لِّيَقْضِيَ اللَّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَىٰ مَنْ حَيَّ عَن بَيِّنَةٍ ۗ وَإِنَّ اللَّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ
Turkish
 
O vakit siz vadinin yakin bir yamacinda idiniz, onlarsa uzak yamacinda idiler. Kervan da sizden daha asagida idi. Öyle ki, sayet onlarla sözlesmis olsaydiniz, öyle bir bulusma yeri için mutlaka anlasmazlik çikarirdiniz. Fakat olmasi gereken (zafer)in olmasi için Allah böyle takdir etti. T ki, helak olan apaçik bir delil gördükten sonra helak olsun, sag kalanlar da yine apaçik bir delilden sonra yasasin. Kesindir ki Allah, isitendir, bilendir.

Ayah   8:43   الأية
إِذْ يُرِيكَهُمُ اللَّهُ فِي مَنَامِكَ قَلِيلًا ۖ وَلَوْ أَرَاكَهُمْ كَثِيرًا لَّفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْأَمْرِ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ سَلَّمَ ۗ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Turkish
 
Hani o vakitler Allah sana uykunda (rüyanda) onlari az gösteriyordu. Eger Allah sana onlari kalabalik gösterseydi korkacaktiniz ve savas konusunda anlasmazliga düsecektiniz. Fakat Allah böyle bir seyden sizi uzak tuttu. Çünkü O, gönüllerde yatani da bilir.

Ayah   8:44   الأية
وَإِذْ يُرِيكُمُوهُمْ إِذِ الْتَقَيْتُمْ فِي أَعْيُنِكُمْ قَلِيلًا وَيُقَلِّلُكُمْ فِي أَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللَّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا ۗ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ
Turkish
 
Ve iste onlarla karsilastiginiz vakit onlari sizin gözünüze az gösteriyordu, sizi de onlarin gözlerinde azaltiyordu. Çünkü Allah o mukadder olan isi yerine getirecekti. Bütün isler Allah'a döndürülür.

Ayah   8:45   الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Turkish
 
Ey iman edenler, bir düsman toplulugu ile karsilastiginiz zaman sebat edin ve Allah'i çokça zikredin ki, kurtulusa eresiniz.

Ayah   8:46   الأية
وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ ۖ وَاصْبِرُوا ۚ إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Turkish
 
Ayrica Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ve birbirinizle didismeyin. Sonra içinize korku düser ve kuvvetiniz elden gider. Sabirli olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

Ayah   8:47   الأية
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ خَرَجُوا مِن دِيَارِهِم بَطَرًا وَرِئَاءَ النَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللَّهِ ۚ وَاللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ
Turkish
 
Çalim atarak ve halka gösteris yaparak yurtlarindan çikanlar ve Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayin. Allah onlarin bütün yaptiklarini çepeçevre kusatmistir.

Ayah   8:48   الأية
وَإِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ الْيَوْمَ مِنَ النَّاسِ وَإِنِّي جَارٌ لَّكُمْ ۖ فَلَمَّا تَرَاءَتِ الْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ وَقَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكُمْ إِنِّي أَرَىٰ مَا لَا تَرَوْنَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ ۚ وَاللَّهُ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Turkish
 
Seytan, onlara amellerini güzel gösterdigi zaman, "Bu gün insanlardan size galip gelecek yoktur, ben de size yardimciyim." demisti. Fakat iki tarafin karsi karsiya geldigi görününce arkasini dönüp kaçti ve söyle dedi: "Ben sizden kesinlikle uzagim. Ben sizin göremeyeceginiz seyler görüyorum ve ben Allah'dan korkarim. Ayrica Allah'in azabi çok çetindir."

Ayah   8:49   الأية
إِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَٰؤُلَاءِ دِينُهُمْ ۗ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَإِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Turkish
 
O sirada münafiklar ve kalblerinde hastalik bulunanlar, (müslümanlar hakkinda) "su adamlari dinleri aldatti" diyorlardi. Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet sahibidir.

Ayah   8:50   الأية
وَلَوْ تَرَىٰ إِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُوا ۙ الْمَلَائِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
Turkish
 
Melekler, o kfirlerin yüzlerine ve sirtlarina vura vura ve "Tadin bakalim cehennem azabini!" diye diye canlarini alirken hallerini bir görmeliydin.

Ayah   8:51   الأية
ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ
Turkish
 
Iste bu, sizin kendi ellerinizle meydana getirdiginiz bir sonuçtur. Hiç süphesiz Allah, kullarina hiçbir sekilde zalim biri degildir.

Ayah   8:52   الأية
كَدَأْبِ آلِ فِرْعَوْنَ ۙ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَفَرُوا بِآيَاتِ اللَّهِ فَأَخَذَهُمُ اللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ ۗ إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Turkish
 
Tipki Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidisi gibi onlar da Allah'in yetlerini tanimadilar, Allah da kendilerini günahlari yüzünden tutuklayiverdi. Çünkü Allah çok kuvvetli ve azabi çok çetin olandir.

Ayah   8:53   الأية
ذَٰلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَىٰ قَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا مَا بِأَنفُسِهِمْ ۙ وَأَنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Turkish
 
Bu, Allah'in bir kavme verdigi nimeti, onlar kendilerini degistirmedikçe degistirmemesinden dolayidir. Gerçekten de Allah hakkiyle isiten, herseyi bilendir.

Ayah   8:54   الأية
كَدَأْبِ آلِ فِرْعَوْنَ ۙ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَذَّبُوا بِآيَاتِ رَبِّهِمْ فَأَهْلَكْنَاهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَوْنَ ۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِمِينَ
Turkish
 
Tipki Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidisi gibi, Rabblerinin yetlerini yalanladilar. Biz de onlari günahlari yüzünden helk ettik. Firavun ile arkasindan gidenleri suda bogduk. Hepsi de zalim idiler.

Ayah   8:55   الأية
إِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِندَ اللَّهِ الَّذِينَ كَفَرُوا فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Turkish
 
Allah katinda kimildayip debelenen canlilarin en kötüsü, inkara saplanip da bir türlü iman etmeyenlerdir.

Ayah   8:56   الأية
الَّذِينَ عَاهَدتَّ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهْدَهُمْ فِي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ
Turkish
 
Onlar, kendileriyle antlasma yaptigin halde her defasinda antlasmalarini bozarlar ve bundan hiç çekinmezler.

Ayah   8:57   الأية
فَإِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِم مَّنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
Turkish
 
Bundan dolayi onlari harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdagi olacak sekilde agir bir cezaya çarptir, belki ibret alirlar.

Ayah   8:58   الأية
وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوْمٍ خِيَانَةً فَانبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَىٰ سَوَاءٍ ۚ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْخَائِنِينَ
Turkish
 
Eger bir kavmin, sözlesmeye aykiri bir hainlik yapmasindan korkarsan, savastan önce ayni sekilde antlasmayi bozdugunu kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri sevmez.

Ayah   8:59   الأية
وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَبَقُوا ۚ إِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ
Turkish
 
O kfirler ileri geçip kurtulduklarini sanmasinlar. Onlar kesinlikle (bizi) aciz birakamazlar.

Ayah   8:60   الأية
وَأَعِدُّوا لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ وَمِن رِّبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللَّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِن دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمُ اللَّهُ يَعْلَمُهُمْ ۚ وَمَا تُنفِقُوا مِن شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
Turkish
 
Siz de gücünüzün yettigi kadar onlara karsi her çesitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazirlayin ki, onlarla hem Allah'in düsmanlarini, hem de kendi düsmanlarinizi, ayrica Allah'in bilip de sizin bilmediginiz daha baskalarini korkutasiniz. Allah yolunda her ne harcarsaniz onun sevabi size eksiksiz ödenir ve asla haksizliga ugratilmazsiniz.

Ayah   8:61   الأية
وَإِن جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Turkish
 
Eger onlar baristan yana olurlarsa, sen de baristan yana ol! Ve Allah'a güven. Çünkü isiten ve bilen O'dur.

Ayah   8:62   الأية
وَإِن يُرِيدُوا أَن يَخْدَعُوكَ فَإِنَّ حَسْبَكَ اللَّهُ ۚ هُوَ الَّذِي أَيَّدَكَ بِنَصْرِهِ وَبِالْمُؤْمِنِينَ
Turkish
 
Eger sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardimiyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'dur.

Ayah   8:63   الأية
وَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ ۚ لَوْ أَنفَقْتَ مَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مَّا أَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ ۚ إِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Turkish
 
Müminlerin kalplerini birbirlerine O isindirdi. Yoksa yeryüzünde ne varsa sen hepsini harcasaydin yine de onlarin kalblerini (böylesine) isindiramazdin. Lkin Allah, kalplerini kaynastirdi. Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir.

Ayah   8:64   الأية
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللَّهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Turkish
 
Ey Peygamber! Sana Allah yetisir, arkandan gelen müminlerle beraber.

Ayah   8:65   الأية
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى الْقِتَالِ ۚ إِن يَكُن مِّنكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ ۚ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّائَةٌ يَغْلِبُوا أَلْفًا مِّنَ الَّذِينَ كَفَرُوا بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ
Turkish
 
Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle. Eger sizden sabredecek yirmi kisi olursa ikiyüze galip gelirler ve eger sizden yüz kisi olursa kfirlerden bin kisiye galip gelirler. Çünkü onlar hakki ve akibeti düsünmeyen anlayissiz bir kavimdirler.

Ayah   8:66   الأية
الْآنَ خَفَّفَ اللَّهُ عَنكُمْ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمْ ضَعْفًا ۚ فَإِن يَكُن مِّنكُم مِّائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ ۚ وَإِن يَكُن مِّنكُمْ أَلْفٌ يَغْلِبُوا أَلْفَيْنِ بِإِذْنِ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ
Turkish
 
Simdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf oldugunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kisi olursa ikiyüz düsmana galip gelirler, sizden bin kisi olursa Allah'in izniyle ikibin düsmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

Ayah   8:67   الأية
مَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَكُونَ لَهُ أَسْرَىٰ حَتَّىٰ يُثْخِنَ فِي الْأَرْضِ ۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللَّهُ يُرِيدُ الْآخِرَةَ ۗ وَاللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Turkish
 
Hiçbir peygamberin, yeryüzünde agir basmadikça (kesin zafere ulasip üstün gelmedikçe) esirleri olmasi layik degildir. Siz dünya malini istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanizi murad eder. Allah azizdir, hakimdir.

Ayah   8:68   الأية
لَّوْلَا كِتَابٌ مِّنَ اللَّهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فِيمَا أَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Turkish
 
Eger Allah'dan bir yazi (hüküm) bulunmasa idi aldiginiz fidyeden dolayi size mutlaka büyük bir azab dokunurdu.

Ayah   8:69   الأية
فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًا ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Turkish
 
Artik elde ettiginiz ganimetten hell ve hos olarak yiyin ve Allah'a karsi gelmekten sakinin. Muhakkak ki, Allah bagislayicidir ve merhamet edicidir.

Ayah   8:70   الأية
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّمَن فِي أَيْدِيكُم مِّنَ الْأَسْرَىٰ إِن يَعْلَمِ اللَّهُ فِي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِّمَّا أُخِذَ مِنكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Turkish
 
Ey Peygamber, elinizdeki esirlere de ki: "Eger Allah sizin kalblerinizde bir hayir bulursa, sizden alinandan daha hayirlisini size verir ve günahlarinizi bagislar. Çünkü Allah bagislayicidir."

Ayah   8:71   الأية
وَإِن يُرِيدُوا خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُوا اللَّهَ مِن قَبْلُ فَأَمْكَنَ مِنْهُمْ ۗ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Turkish
 
Eger sana hiyanet etmek isterlerse iyi bilsinler ki, bundan önce Allah'a hainlik ettiklerinden dolayi Allah onlarin ezilmelerine imkn verdi. Allah her seyi hakkiyla bilen hüküm ve hikmet sahibidir.

Ayah   8:72   الأية
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ آوَوا وَّنَصَرُوا أُولَٰئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ ۚ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُم مِّن وَلَايَتِهِم مِّن شَيْءٍ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا ۚ وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلَّا عَلَىٰ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ ۗ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Turkish
 
Gerçekten de iman edip hicret eden, mallariyla ve canlariyla Allah yolunda cihad veren, onlari barindirip yardim edenler, iste bunlar birbirlerinin dostlaridirlar. Iman ettigi halde henüz hicret etmemis olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkiniz yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardim isterlerse, sizinle arasinda antlasma bulunanlar aleyhine bir durum olmadikça, onlara yardim etmeniz de üzerinize borçtur. Allah bütün yaptiklarinizi görüp duruyor.

Ayah   8:73   الأية
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ ۚ إِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُن فِتْنَةٌ فِي الْأَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ
Turkish
 
Kfirler de aslinda birbirlerinin dostlari ve yardimcilaridirlar. Eger siz de öyle yapmazsaniz, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çikar.

Ayah   8:74   الأية
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ آوَوا وَّنَصَرُوا أُولَٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا ۚ لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Turkish
 
O kimseler ki, iman ettiler, hicret ettiler ve Allah yolunda cihada katildilar, bir kisimlari da onlari barindirip yer, yurt sahibi yaptilar ve yardima kostular, iste bunlar hakkiyla mümin olanlardir. Bunlara bir magfiret ve cömertçe bir rizik vardir.

Ayah   8:75   الأية
وَالَّذِينَ آمَنُوا مِن بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَأُولَٰئِكَ مِنكُمْ ۚ وَأُولُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ ۗ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Turkish
 
Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savasa katilanlar da sizdendirler. Bir de akraba olanlar, Allah'in kitabina göre, birbirlerine daha yakindirlar. Süphe yok ki, Allah her seyi bilir.
 


© EsinIslam.Com Designed & produced by The Awqaf London. Please pray for us