Kalbleri hep eglencede (gaflette), hem o zalimler aralarinda su gizli fisiltiyi
yaptilar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artik göz göre göre sihre mi gidip
uyarsiniz?"
Onlar: "Hayir, bunlar karisik rüyalardir; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir
sairdir. Böyle degilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin"
dediler.
Hayir, biz hakki batilin basina çarpariz da onun beynini parçalar. Bir de
bakarsin (batil) o anda yok olup gitmistir. Allah'a yakistirdiginiz vasiflardan
ötürü size yaziklar olsun.
Eger yer ile gökte Allah'tan baska ilhlar olsaydi, bunlarin ikisi de muhakkak
fesada ugrar yok olurdu. O halde Ars'in Rabbi olan Allah, onlarin vasfetmekte
olduklari seylerden (bütün noksanliklardan) beridir, münezzehtir.
Yoksa O'ndan baska ilhlar mi edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. Iste
benimle beraber olanlarin kitabi ve benden öncekilerin kitabi." Hayir, onlarin
çogu gerçegi bilmezler de onun için yüz çevirirler.
Allah, onlarin önlerindekini de, arkalarindakini de (yaptiklarini ve
yapacaklarini) bilir. Onlar, Allah'in hosnud oldugu kimseden baskasina sefaat
etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.
Gökyüzünü de korunmus bir tavan yaptik. Kfirler ise, gökyüzünün almetlerinden
(Allah'in kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yüz çeviriyorlar.
O inkrcilar seni gördükleri zaman, seni alaya aliyorlar ve "Ilhlarinizi diline
dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahmn'in kitabini inkr ediyorlar.
Dogrusu bu azap onlara ansizin gelecek de kendilerini sasirtacaktir. Artik ne
geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Dogrusu biz o kfirleri ve atalarini yasattik, hatta o ömür onlara uzun geldi.
Fakat simdi memleketlerini her yandan eksilttigimizi görmüyorlar mi? O halde
üstün gelen onlar midir?
Biz kiyamet günü için dogru teraziler kurariz; hiçbir kimse hiçbir haksizliga
ugratilmaz. Yapilan amel, bir hardal tanesi agirliginca da olsa, onu getirir
(tartiya koyariz.). Hesap görenler olarak da biz kfiyiz.
Onlari buyrugumuz altinda (insanlara) dogru yolu gösterecek önderler kildik.
Kendilerine hayirli isler yapmayi, namaz kilmayi, zekat vermeyi vahyettik. Onlar
bize kulluk eden kimselerdir.
Davud ve Süleyman'i da (hatirla). Hani onlar ekin hakkinda hüküm veriyorlardi.
Hani milletin koyunlari (geceleyin) içinde yayilmisti, biz onlarin hükmüne
sahittik.
Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmistik; (zaten) herbirine hüküm ve
ilim vermistik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, daglari ve kuslari buyruk
altina aldik. (Bütün bunlari) yapan bizdik.
Biz de onun duasini kabul ettik de basina gelenleri kaldirdik. Katimizdan bir
rahmet ve kulluk edenlere bir hatira olmak üzere, ona tekrar ailesini ve
kaybettikleriyle bir mislini daha verdik .
Zünnun'u (balik sahibi Yunus'u) da hatirla. Hani o, öfkelenerek gitmisti de,
bizim kendisini hiçbir zaman sikistirmayacagimizi sanmisti. Fakat sonunda
karanliklar içinde: "Senden baska ilh yoktur, sen münezzehsin, Süphesiz ben
haksizlik edenlerden oldum" diye seslenmisti.
Biz de duasini kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yi ihsan ettik. Ve
esini (dogum yapmaya) elverisli hale getirdik. Dogrusu onlar iyiliklerde
yarisiyorlar, umarak ve korkarak bize yalvariyorlardi. Bize karsi derin saygi
duyuyorlardi.
Dogrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlik), bir tek ümmettir (bir
tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk
edin.
Ve gerçek vaad yaklastiginda, iste o zaman kfir olanlarin gözleri beleriverir.
"Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayir biz zalim
kimselerdik." derler.
Gögü, kitab dürer gibi dürdügümüz zaman, yaratmaya ilk basladigimiz gibi,
katimizdan verilmis bir söz olarak onu tekrar var edecegiz. Dogrusu biz bunlari
yapariz.
(Hz. Peygamber söyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramizda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O
Rahmn'dir ki, isnad ettiginiz (yalan) vasiflariniza karsi yardimina siginilacak
olan ancak O'dur. "